Popüler Yazılar

Transit Bipartisyon

Transit Bipartisyon Nedir?

Transit bipartisyon cerrahisi, Tip 2 diyabet tedavisi için geliştirilen metabolik bir cerrahi yöntemdir ve vücut kitle indeksi 30’dan daha yüksek olan obez hastaların kilo kaybını oluşturur. Transit bipartisyon uygulaması, 2012 yılında Brezilya’da Dr. Santoro tarafından geliştirilmiştir ve günümüzde de yaygın olarak kabul edilmekte ve uygulanmaktadır. Bu uygulama, ince bağırsağın 1 / 3’ünün tekniklerle mideye alternatif bir yol olarak bağlanmasından ibarettir. İnce bağırsağın mideye bağlı kısmı, ince bağırsağın ve kalın bağırsağın birleştiği bölgedir. Bu nedenle, buradan geçen yiyecekler diyabeti kontrol etmek için ince bağırsak hormonlarını hızlı bir şekilde uyarır. Bu ameliyat da diğer metabolik ameliyatlar gibi genel anestezi altında laparoskopik (kapalı) olarak yapılmaktadır. Transit parçalanma, yüksek glisemik indeksli yiyeceklerin tüketimindeki artışa karşı koymak için geliştirilmiş bir cerrahi modellemedir.  Bu ameliyat ayrıca, mide kılıfı ameliyatından sonra antrumdaki (midenin alt kısmı) bir gastroileal anastomozdan oluşan bu dengeyi arttırır.

transit bipartisyon

Transit Bipartisyon Ameliyatı Kimler İçin Uygundur?

Tip 2 diyabet hastaları ile vücut kitle indeksi 45 ve üzeri olan 18 yaş ve üzeri olan herkes, bu cerrahi işlem için ideal bir adaydır. Bununla birlikte bu cerrahi uygulama bir kilo verme prosedürü olmasına rağmen vücut kitle indeksi 30-35 arasında olan ve herhangi bir vitamin eksikliği ile diyabet gibi tıbbi bir durumu bulunmayan aşırı kilolu bir hasta, transit bipartisyonameliyatı yerine doktoruyla görüşerek farklı bir seçeneği düşünebilir.

Transit Bipartisyon Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Transit bipartisyon ameliyatı genel olarak 3 aşamada yapılır. Ameliyatın ilk etabı, midenin %75’inin çıkarılması ve midenin kapasite hacminin %25’e düşürülmesinden oluşan yöntemden oluşur. Bu bölümün arkasındaki asıl amaç, açlık hormonlarını barındıran fundustan (midenin bir parçası) kurtulmaktır. Böylece, vücudun açlık hormonu salgılanması ortadan kalkar. Ameliyatın ikinci kısmı, ince bağırsağın ve kalın bağırsağın kesişme noktasını tespit etmekten ve bu kesişme kısmını doğrudan mideye entegre etmekten ibarettir. Bu prosedürün arkasındaki sebep, besin alımının sindirilmesine yardımcı olmak, vitaminlerin, minerallerin ve diğer besinlerin emilimine yardımcı olacak hormon salgılanmasını büyük ölçüde arttırmaktır. Ameliyatın son kısmı ise duodenumun(on iki parmak bağırsağı) anastomoz(ağ) yapılanmasıdır. Bu durum, GIP (Glukagon benzeri peptid), hormonu salgılanmasını azaltmak için yapılır. Çünkü duodenum bu salgılanmaya ev sahipliği yapar. GIP, insülin salgılanmasını uyarır.

Bu ameliyat, bilimsel olarak açıklanan çok karmaşık bir prosedür gibi görünse de hem diyabet tedavisinde hem de kilo verme işleminde etkili olan basit ve algoritmik bir uygulamadır. Anemi ve talasemi hastaları veya çeşitli hastalıklardan dolayı düşük hemoglobin ve demir seviyeleri olan hastalar için mükemmel bir bariatrik cerrahi alternatifidir.Bu ameliyatın en büyük avantajı, hastaların %7’sinden azının kanındaki hemoglobin değerlerinin 12 gr/dl’nin (10-12 gr/dl) altında olmasıdır.

Uygulama sonrası kontrollerinde talasemiolan hastalar dışında hiçbir hastada uzun süreli demir ihtiyacının olmadığı görülmüştür. Bu nedenle, kilo verme uygulamalarına devam etmek isteyen ancak hafif bir anemiye sahip olan kişiler için transit bipartisyon uygulamasının ideal bir ameliyat olduğu kanıtlanmıştır. D vitamini ve B1 vitamini (tiamin) eksikliği, hiçbir zaman cerrahi müdahale geçirmemiş olan diyabetik ve obezolan hastalarda (sırasıyla% 32-60 ve% 18-45) yaygın bir durumdur. Bu hastalarda demir eksikliğinin %8 ile 19 arasında olduğu bilinmektedir. Transit bipartisyon ameliyatı olan hastalarda bu vitaminlere olan ihtiyaç %10’un altına düşmektedir.Transit bipartisyon ameliyatı kısaca çeşitli vitamin ve mineral eksikliği olan hastalara da kolay bir şekilde uygulanabilir.

Transit Bipartisyonun Faydaları Nelerdir?

Transit bipartisyonun faydaları genel olarak şunlardır;

  • Bu uygulama revize edilebilir bir işlemdir.
  • İnce bağırsağın tüm alanlarına endoskopik erişim sağlanabilir ve bu nedenle özellikle duodenumu etkisiz hale getiren tekniklerde safra kesesi, pankreas ve safra kanallarına erişim problemleri ortadan kalkar.
  • Sürekli besin göçü olur ve tüm sindirim sisteminde emilim sağlanır.
  • Sindirim sisteminin tüm bölümlerine de endoskopik erişim sağlanır. Buna ERCP uygulaması olarak bilinen pankreas ve safra kanallarını incelemek için doktor tarafından yapılan bir muayene prosedürü örnek olarak verilebilir.
  • Bu uygulamayla birlikte mide antrum, pilor ve duodenum korunmuş olacağından dolayı herhangi bir vitamin, mineral, demir ve kalsiyum takviyesine gerek duyulmaz.